Eklenme Tarihi : 01.07.2016 12:31

KIYILARIMIZ VE LİMANLARIMIZ BİZİMDİR.

KIYILARIMIZ VE LİMANLARIMIZ BİZİMDİR.

Türk Denizcilik Camiasının
1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramını kutluyoruz.

TMMOB Gemi Mühendisleri Odası


«En güzel coğrafî vaziyette ve üç tarafı denizlerle çevrili olan Türkiye ; endüstrisi, ticareti ve sporu ile, en ileri denizci millet yetiştirmek kabiliyetindedir. Bu kabiliyetten istifadeyi bilmeliyiz ; denizciliği, Türkün büyük millî ülküsü olarak düşünmeli ve onu az zamanda başarmalıyız.»

Mustafa Kemal ATATÜRK

 

Kabotaj ne demektir?
Kelime anlamı itibarı ile bir devletin gölleri, nehirleri, karasuları içinde kalan denizleri ile bunlarla ilgili liman, iskelelerinde yapılan deniz ticaretidir.

Kabotaj kanunu neden çıkarıldı?
Osmanlı devleti döneminde -genellikle ticari amaçlarla- deniz yoluyla ülkemize gelen Avrupa devletleri, ülkemizde Denizcilik alanındaki limancılık, yükleme, boşaltma, yakıt su kumanya ikmali, römorkör, onarım gibi hizmet ve faaliyetlerimizi yetersiz buluyorlardı.

O dönemlerde doğal olarak Denizcilik konusunda yetişmiş yeteri miktarda uzman ve zanaatkârımız bulunmuyordu. Denizlerine uluslararası standartları getirme ve ülkemizdeki Deniz ticaretini artırma gayretinde olan Osmanlı Devleti, kendi kaynaklarıyla bu işin altından kalkamayınca yukarıda bahsi geçen faaliyetleri yapmaları için yabancı uyruklu kişi ve kurumlara izin verildi. Aslında buna izin demek de yanlış olur, çünkü aynı zamanda bu kişi ve kurumlara önemli ayrıcalıklar tanındı.

Başlangıçta, yabancıları küçümseyici ve onlardan yararlanma adına bir lütuf olarak padişahlar tarafından ihsan edilen bu imtiyazlar, dünyadaki hızlı ekonomik gelişme süreci içerisinde, sömürgeleştirme politikalarının temel dayanaklarını oluşturacaktı. Tarihimizde sadece Denizcilik alanında olmayan ve yabancılara tanınan ayrıcalıklar, “Kapitülasyonlar” olarak anılır.

Ancak kapitülasyonlar, ülkemize teknoloji, bilgi transfer etmek yerine giderek tüccar ve zanaatkârımızı zayıflatıyor, yabancılarla rekabet edemez hale getiriyordu.

Özellikle bir ihtisas işi olan denizcilik, ne kadar çalışılırsa o kadar öğreniliyordu. Fakat imtiyaz sahibi yabancılar kendi sermayeleriyle kurdukları şirketlerde kendi vatandaşlarını çalıştırıyorlardı. Her geçen gün sermayeleri büyürken yetişmiş elemanları da artıyordu. Kabotaj hakkının yabancılara bırakılması nedeniyle, Türk gemiciler kendi karasularında gemi işletemeyecek duruma düştü. Osmanlı kıyılarında yürütülen balıkçılık ve süngercilik bile yabancıların tekeline girdi.

Bu durumun getirdiği sıkıntılar anlaşılınca 1912 yılından itibaren başlayan Kabotaj hakkımızın geri alınması girişimleri, 19 Nisan 1926 tarihinde çıkarılan kanun ile son buldu. 1 Temmuz 1926 tarihinde yürürlüğe giren ve “Kabotaj kanunu” olarak da anılan 815 sayılı bu kanun Türk Denizciliği için gerçek bir dönüm noktası olmuştur.

Bu kanun ile ne değişti?

Yasayla, geçmişte yabancılara tanınan kabotaj hakkı kaldırıldı. Türkiye kıyılarında mal ve yolcu taşıma ile sahil ve limanlardaki her türlü hizmet, yalnızca Türk Bayraklı deniz taşıtlarınca yapılabilecekti. 

Türk denizciliğinin ilerlemesi için gerekli ortamı sağlayan yasa, yabancı deniz taşıtlarının yalnızca yabancı ülke limanlarından aldıkları yolcu ve yükü Türk limanlarına getirmelerine ve Türkiye'den yabancı limanlara gidecek mal ve yüklemelerine olanak sağlıyordu. 

Kabotaj hakkının Türkiye'ye geçişi, ilk kez 1 Temmuz 1935'te ''Denizcilik Bayramı'' ve 1 Temmuz 1939'da da ilk kez ''Kabotaj ve Denizcilik Bayramı'' olarak kutlandı.